Skip Navigation LinksAnasayfa -> Faydalı Bilgiler

Köpekler, Köpeklerde Cinsellik, Köpeklerde Gebelik ve Doğum Hakkında Faydalı Bilgiler

  • KÖPEKLERLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER
  • KÖPEK CİNSELLİĞİ, GEBELİK VE DOĞUM HAKKINDA

KÖPEKLERLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

  • Köpeğinizi Daha Yakından Tanıyın ->
  • Köpeğinizin Psikolojisini Anlamaya Çalışın ->
  • Köpek Almadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler ->
  • Köpek Aldıktan Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler ->
  • Köpeğinizin Eğitimine Önem Verin ->
  • Köpeklerin Fizyolojik Özellikleri ->
  • Köpek Eğitimi ve Ödüllendirme ->
  • Köpeklerde Beslenme ->
  • Köpekler Nasıl Kuduz Olur ? ->
  • Köpeklerde Sağlık Sorunları ->

KÖPEĞİNİZİ DAHA YAKINDAN TANIYIN

Köpekler doğdukları andan itibaren insanlara karşı sevgi duyan tek hayvan türüdür. Sadece bu mu! yeni aldığınız köpeğiniz sahibi olduğunuzu hissettiği andan itibaren kokunuzu benimseyecek ve asla unutmayacaktır. Bulunduğu mekanlarda özellikle sizin eşyalarınızın üzerinde yatmayı tercih edecektir. Sizin kokunuz onu rahatlatır. Annesinden yeni ayrılmış olan köpek, sahibini en yakın dostu olarak görecektir. Köpeklere davranışlarını kontrol edebilmeleri için yardım ettiğiniz taktirde sizin sadık dostunuz olmamaları için hiç bir neden yoktur.

Köpek pedagojisi artık bu aşamada size yardımcı olmaya başlar. Pedagoji uzmanları köpeklerin gelişim sürecini takip altına alarak köpekleri eğitip yönlendirirler. Köpeğinizin kendi kontrolünü sağlayabilmesi adına eğitilmesini istiyorsanız öncelikle onu emanet ettiğiniz eğiticinin bu alanda ciddi bir eğitim almış olmasına dikkat etmelisiniz. Eğiticiler işin doğası gereği her köpek ırkına ve cinsiyetine göre farklı bir eğitim programı belirlerler. Ayrıca verdikleri eğitimde köpeğin sahibinin kişiliğini bile gözönünde bulundururlar. Köpekler 2- 3 günlük oldukları günden, yaşamlarını devam ettirdikleri güne kadar öğrenmek için daima hazırdırlar. Uzmanlar ise köpeklerin 6 ve 8. haftalarında eğitilmeye başlanmalarının daha iyi olacağı düşüncesindedirler. Çünkü araştırmalar köpeklerin 6 ve 8. haftaları arasında olgunlaşma dönemine girdiklerini ortaya çıkarmıştır.

Fiziksel olarak gelişen köpeğe yeterli ilgi gösterildiğinde zekası da o derece gelişecektir. Tabi ki henüz yavru olan köpeklere ciddi anlamda bir eğitim verilemez. Bu dönemde verilen eğitimin amacı, onu gelecekte alacağı eğitime hazırlamaktır. Sürekli kapalı mekanlarda kalan ve dış çevreyle yakın ilişkilere giremeyen köpekler gerçek bir eğitim almış köpeklerle kıyaslanamazlar bile. Evde yapılan sözde eğitimlerde köpeklere sürekli tekrar edilen komutlara uyması gerektiğini öğretmeye çalışmak onların eğitildiği anlamına gelmeyecektir. Asıl eğitim, köpeği insanların yaşayış biçimine alıştırmak ve öğrenme sınırını aşmasını sağlamaktır. Özellikle bebeklik dönemlerinde verilen bilimsel eğitim köpeğin gelecekte karşısına çıkacak zor eğitimlerin üstesinden gelebilmesini sağlayacaktır.

Köpeğinizin size göstermiş olduğu yakınlığa, sizde davranışlarınızla, aynı sıcaklıkla karşılık verin. Memnun kaldığınız durumlarda köpeğinizi ödüllendirmeniz oldukça faydalı olacaktır. Köpeğinizi cezalandırmanız da onu ödüllendirmeniz kadar önemlidir. Gerektiği yerlerde onun hata yapmasına izin vermeli ve onu cezalandırmalısınız. Köpeğinizi ödüllendirirken ya da cezalandırırken bunu hak ettiğine emin olun. Bu şekilde köpeğiniz hangi durumlarda ödül ya da ceza alacağını, neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini bilecektir.

Köpeğinizi sürekli ödüllerle veya sürekli cezalarla eğitmeyin. Ceza alacak davranışlar sergilediğinde, onu ödül alacağı davranışları sergilemeye yönlendirin. Böylelikle köpeğiniz motive olacaktır. Köpeğinizi cezalandırırken ona asla ve asla vurmayın. Vurarak onu cezalandırmanız köpeğin şiddeti örnek almasına ve agresif yönelimler göstermesine, size olan güveninin zedelenmesine neden olabilir.

Onu cezalandıracağınız zaman bunu onu azarlayarak yapmanız daha olumlu sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Köpeğinizin yapamayacağı veya çok zorlandığı konularda, özellikle bebeklik döneminde onu asla zorlamayın. Köpeğiniz bahçedeki kediyi kovaladığında muhtemelen sizin sözünüzü dinlemeyecektir. Henüz yavru olan köpeğiniz bu gibi durumlarda komutlara uymayı ancak zamanla öğrenecektir.

Köpeğinizin dışarıda tuvaletini yapmasını sağlamak için iyi bir gözlemci olmalısınız. Onu dışarıya çıkardığınızda nerelere tuvaletini yaptığına dikkat edin, köpeğinizin tuvaleti geldiğinde davranışlarını dikkatle izleyin. Evde bulunduğunuz zamanlarda köpeğinizin aynı davranışları sergilediğini gördüğünüzde onu hemen dışarı çıkarın ve daha once tuvaletini yaptığı yerlere götürün. Köpeğinizi tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkarırken, ona her defasında aynı komutla, aynı ses tonuyla seslenin. Böylece köpeğiniz zamanla bu komutu her duyduğunda ne yapması gerektiğini, dışarıya ne için çıkarıldığını kavrayacaktır. Köpek sahiplerinin bir çoğu onların hoşlarına giden her şeyi çiğnemelerinden şikayetçidir. Bu duruma engel olmak için yavru köpeğinize çiğnemesi için bir takım oyuncaklar temin edin. Oyuncağını tanıması onun evde bulunan diğer eşyaları çiğnemesini önleyecektir. Özel eşyalarınızdan birini çiğnemeye başladığını gördüğünüzde ona hemen 'hayır' diye yüksek ses tonuyla seslenerek aldığınız oyuncaklara yönlendirin. Özel eşyalarınızı hiç bir şekilde dişlerinin arasına almasını istemiyorsanız onların köpeğinizin hoşlanmayacağı şekilde kokmasını sağlayabilirsiniz. Bu şekilde köpeğiniz o eşyalara artık yanaşmayacaktır. Köpeklerin çoğu insanların üzerine hoplamayı severler. Fakat siz köpeğinizin bu şekilde davranmasını istemiyorsanız onu oturmaya alıştırmalısınız. Köpeğinizin yemek vakti geldiğinde avucunuza aldığınız mamayı o oturur duruma geçtikten sonra verin. Köpeğinizi insanları otururken karşılaması için alıştırmalar yapın. Köpeğinizin davranışlarını ödüllendirmeyi unutmayın.

Köpeklerin bebek dişleri 3-5 haftalıkken çıkarken, 6-8 haftalıkken anne sütünden kesilirler. Viral enfeksiyonlara karşı ilk karma aşı 8 haftalıkken, ikincisi ise 11 haftalıkken yapılmalıdır. İlk kuduz aşısı 3 aylık olduklarında yapılır. Yılda bir kere karma ve kuduz aşısı yapılmalıdır. Kalıcı dişler 16 haftalıkken çıkmaya başlarlar. Kalıcı dişler toplam 42 adettir.

Köpekler çiftleşme erginliğine erkeklerde 12 , dişilerde 18 aylık olduklarında ulaşır. Köpeklerin vücut ısıları 38.5 derecedir. Nabız yetişkin köpeklerde dakikada 110-140, yavrularda dakikada 180-200 kere atar. Solunum sayısı dakikada 18-34 tür. Dişilerde gebelik 58-64 gün sürer. Östrus yılda iki kere olur ve 21 gün sürer. En uygun döllenme östrusun (kızgınlığın) 9-13. günlerinde gerçekleşir.



KÖPEĞİNİZİN PSİKOLOJİSİNİ ANLAMAYA ÇALIŞIN

Köpeklerin kendi doğasına ters düşen ve herhangi bir amaç taşımaksızın yaptığı davranışların sebebi çoğu zaman psikolojik problemler olabilmektedir. Bunlardan bazıları, sebebi dış faktörler olsa bile, köpeğin kendi içsel hesaplaşmalarıdır. Anoraksia Nevrosa dediğimiz sinirsel sebeplere dayalı iştahsızlık, depresyon, demoralizasyon ve sebepsiz kaşınmadan tutun da, kuyruk yemeye kadar varan obsessif - kompulsif davranışlar buna örnek olarak gösterilebilir. Bunlar genellikle insan - köpek ilişkisini doğrudan etkilemezler. Ancak bu ilişkiyi doğrudan etkileyen bozukluklar vardır ki, bunun en tipik örneği agresif (saldırgan) davranışlardır ve köpeğin anksiyetesi (gerginliği) dışarıya yönelmiştir. Bunların tamamı tedavi gerektiren psikolojik problemlerdir. Öncelikle şu soruyu cevaplandırmalıyız: Köpekte problem olarak nitelendirdiğimiz husus gerçekten köpeğin problemi mi,yoksa bizim problemimiz midir? Aslında ortaya çıkan davranış problemlerinin önemli bir bölümü, köpek tarafından normal olan davranışların, insanlar tarafından anormal olarak algılanmasıdır. Bizler hayvanlardan, bizim gibi hareket etmelerini ve bizim monoton hayat düzenimize zorla uymalarını bekleriz. Tabi ki, evcilleştirmeyle birlikte, köpekler de kendi yetenekleri doğrultusunda bize uymaya çalışmışlardır, çalışacaklardır. Ancak bu demek değildir ki onlar bütün içgüdülerini ve buna bağlı doğal bazı özelliklerini yitirmişlerdir. Malesef gerçek şu ki, köpek için tamamen normal olan birçok davranış, bunlarla nasıl başa çıkılabileceği noktasındaki bilinçsizlik te buna eklenince, insan - köpek ilişkisine zarar verecek boyutlara ulaşabilmektedir. Örneğin; köpeğin evde liderlik iddiasında bulunması, köpeğin içgüdülerine ters düşmeyen, son derece normal bir davranıştır. Bu tür davranışlar, köpek açısından davranış bozukluğu olmasa da, köpeğin insanla beraber yaşamına olumsuz etki ettiği için, istenmeyen davranış sınıfına girer ve bunların giderilmesinde de bazı pedagojik ve psikolojik tedavi yöntemleri zorunludur.

Bazı istenmeyen ve birlikte yaşamayı zora sokacak derecede sorunlu davranışlar ise, zannedilenin aksine oldukça basit sebeplerden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; küçük bir oda içinde sürekli olarak havlayan bir köpek, geniş bir bahçe içine konulsa havlamayacaktır. Bunu da davranış problemi olarak nitelendirebilir miyiz? Örneğin; yalnızlık endişesi diye adlandırılan problem nedeniyle, akşam eve geldiğimiz zaman birçok kıymetli eşyamızı köpeğimiz tarafından parçalanmış olarak bulabiliriz. Ama olayı iyice incelediğimizde, bu problemin sebebinin çok komik ve basit olduğunu farkedersek hiç şaşırmamalıyız. Köpeğin böyle davranmasının nedeni, gündüz vakti üst kattaki çocuğun oynadığı atariden çıkan acayip ses olmasın sakın!. Hayvan bu seslerden dolayı gerginleşiyor ve gerginliğini bu şekilde çözüyor olmasın!. Eğer hayvana huzurlu bir ortam sağlayamamışsak ve havyan, korkusundan dolayı bu tür davranışlarda bulunuyorsa, bu davranışı anormal diye nitelendirmeden evvel biraz düşünmemiz gerekmiyor mu? Örnekleri çoğaltmak mümkün. Burda önemli olan biz insanların davranışlarında psikolojik faktörler ne kadar önemli bir etkense, minik dostlarımız için de öyledir. Bu gerçeği bilmek köpeğinizle gerçek bir dost olduğunuzun kıstaslarından biridir!



KÖPEK ALMADAN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Unutmamalıyız ki köpekler de birer canlıdır. Her canlı gibi ilgi ve sevgiye muhtaçtır. Bu nedenle köpek almadan önce iyi düşünmeli ve kendinize şu soruları sorup gayet samimi cevaplar vermelisiniz.

1- Köpek sahibi olmadan önce, herşeyden önce ne amaçla köpek sahibi olmak istediğinizi tespit etmelisiniz. Mutlaka bir amacınız olmalı Korunma, Arkadaş, Birlikte Spor vb. ya da bunlardan birkaçı birden.
2- Niçin köpek beslemek istediğinizi, yani amacınızı içselleştirdikten sonra kendinize en uygun köpek ırkını tespit edin.
3- Size uygun olabilecek köpek ırklarının karakteristik özelliklerini iyice inceleyin. Son kararınızı vermeden önce aşağıda devam eden şıklardaki faktörleri mutlaka gözönünde bulundurun.
4- Alacağınız köpeğin özelliklerine göre yerinizin müsait olması gerekir,Köpeklerin yaşam alanı bir köpek için çok önemlidir. Evde yaşamaya alışmış bir ırkı bahçede beslemeye çalışmak, ya da geniş bir bahçe ortamında yaşamazsa mutsuz olacak bir ırkı kapalı bir garajda yada 4 duvar arasında heder etmek ona yapabileceğiniz en büyük kötülük olacaktır.
5- Köpek beslemek için mutlaka zaman yönünden müsait olmalısınız. Ayırmanız gereken vakit tabi ki ırktan ırka farklılık gösterecektir. Özellikleri itibariyle ayırabileceğinizden çok daha fazla vakit ve ilgi gerektiren bir ırkı sırf diğer özelliklerini çok beğendiniz diye almaya kalkmayın. Hatta çok yoğun bir iş temponuz varsa ve gerekli vakti ayıramıyacaksanız köpek beslemekten tamamen vazgeçin! Çünkü, YALNIZ KÖPEK MUTSUZ KÖPEKTİR!
6- Mutlaka köpek sevginiz olmalı! İster koruma amaçlı ister spor amaçlı; köpek alacaksanız sevginizi testten geçirin. Sevgi olmazsa olmazdır. Sadece biz insanlar için değil, köpekler için de! Kendinize şu soruyu sorun: Annem, babam, kardeşim diye bildiğim insanlar bir evde aynı çatı altında yaşadığım insanlar beni hiç sevmese, sevgisiz ve ilgisiz davransa, herşeyi mecburmuş gibi, bir beklentiyle ve çıkarla yapsa hayatım nasıl bir hayat olurdu?
7- Ne tür canlı beslerseniz besleyin mutlaka maddi bir harcama sizi bekler. Köpek yetiştirmenin de mutlaka size yükleyeceği bir maddi yük olacaktır.Bunu asla göz ardı etmeyin. Köpek almadan önce bir araştırma yapın ve ortalama bir aylık gider tespit edin. Bu miktarın bütçenize uygun olup olmadığını kendinize sorun. köpeklerin en fazla masrafı ilk alındığında olur. ilk yaşına girene kadar da en önemli gideri beslenmedir. çünkü köpeğiniz ilk bir sene çok iyi beslenmelidir. Gerekirse kendinizden kısıp bu külfeti karşılıyamayacaksanız, amaaan nasıl olsa aç kalmaz, iç parazitmiş, dış parazitmiş ne gerek var, hapşırıyomuş tıksırıyormuş iyileşince geçer! şimdi veterinere götürüp bi ton paramı vercez vb. diyecekseniz köpek almaktan hemen vazgeçin!

YERİNİZ MÜSAİT Mİ?

Köpek almadan önce köpeğinize ayıracağınız yer çok önemlidir. Çünkü köpekler oksijeni bol, geniş mekanları severler ve onlar için havanın bol oksijenli olması sağlık bakımından da şarttır. Çünkü her canlıda olduğu gibi oksijen hayattır. Şayet bahçeniz varsa iyi, yoksa işiniz çok zor. Çünkü köpekler oldukça hareketli hayvanlardır. Köpek beslemenin temel kurallarından olan bahçe unsuru bu nedenle çok önemlidir. Bahçede her gün bir saat köpeğinizi serbestçe bırakmanız, onun toprakla teması sinir sistemine de iyi gelecektir. Bahçede köpeğinizi fazla kısıtlamayın, bırakın özgürce dolaşsın, koşsun, yuvarlansın. Köpeğiniz stresini atıp durgunlaşınca akşam da gezintiye çıkarabilirsiniz. Gezintiye çıkamayacağınız zaman köpeğinizle bahçede de egzersiz yapabilirsiniz.
 
NE AMAÇLA KÖPEK ALIYORSUNUZ ?

Bir köpek almadan önce çok iyi düşünmeniz gerekir. Ne amaçla köpek alıyorsunuz ? Ne amaç taşıyorsanız bunu iyi saptayıp ona göre formül bulmanız ve bu sisteme göre köpeği yetiştirmeniz ve eğitmeniz gerekir ki sonunda amacınıza ulaşın. Aksi takdirde amacınıza ulaşmak bir yana, köpeği de karmaşık bir yaşama sürüklersiniz ve buda köpekte kalıcı bir problem yaratır.

YAVRU KÖPEK ALIRKEN...

Seçeceğiniz yavru sizinle birlikte 14-15 yıl ve günün çoğunluğunda birlikte olacaktır. Köpeğinizde ortaya çıkacak bir hastalığın sizi çok üzeceği kesindir. Uzun zaman sonraki hastalıkları tahmin edemesek de, sağlıklı bir yavruyu seçmek zorundayız. Daha sonra onu veteriner kontrolünden geçirerek ilerideki hastalıklara karşı aşılarını yaptırmalıyız. Bu aşılardan bazıları üretici tarafından yapılmış olabilir, bunun için yavruların aşı karnesini isteyin ve kontrol ederek parazit kontrolünün yapılıp yapılmadığını ve hangi aşıların yavrunun üzerinde olduğunu değerlendirin. Yavrular canlı görülmelidirler, dokunulmasına izin vermeli, aşırı ürkeklik veya saldırganlık gözlemlenmemelidir. İlk bakışta size sağlıklı gibi görünen yavru siz aldıktan kısa bir süre sonra hastalanabilir hatta ölebilir. Bu yüzden güvenilir bir firmayı tercih edin ve mutlaka yazılı bir şekilde sağlığını garantilemelerini isteyin. İki buçuk aylıktan küçük olmayan ve en az üç aşısı yapılmış yavruları tercih edin. Aldığınız yavruların iç ve dış parazit tedavilerinin yapılmış olup olmadığını kontrol edin. Üç dört yavru arasından seçim yapmaya çalışın. Genellikle ilk yavrunun orijin ve sağlık olarak diğerlerinden daha üstün olacağı düşünülür. İlk yavrular daha iri oldukları için diğerlerinden daha fazla süt emerler. Üreticiler genellikle ilk yavruları satmayıp kendilerine damızlığa ayırırlar.



KÖPEK ALDIKTAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Eğer ilk defa köpek alacaksanız yetiştirme kurallarına daima sıkı sıkıya uymanız gerekir. Eğer daha önce bir köpek yetiştirdiyseniz geçmişte yapmış olduğunuz bazı hataları artık tekrar etmemelisiniz. Köpek yetiştirmiş bazı insanlar çevrelerine yetiştirme ile ilgili olduk olmadık bilgiler verir. Fakat oluşabilecek kötü sonuçları hiç düşünmez; derler ki "ben şöyle şöyle yaptım, benim köpeğinde sonuç mükemmeldi". İyi de o senin köpeğindi, senin köpek ırkındı, senin evin, senin ortamındı...!

Bazı insanlar köpek sevdiğini zannedip, bu işi çok basite alıp bir hevesle köpek alırlar, onu bir süre besleyip kendi sorumsuzlukları ve cehaletleri sonucu işler sarpa sarınca da bir başkasına vermek veya sokağa bırakmak tercihinde bulunurlar. Bu nedenle diyoruz ki köpek almadan önce çok iyi düşünün ve sonrasında hem kendinizi hem de onları heder etmeyin!

1- günlük oyun ve egzersizler : Köpeğiniz yalnız başınayken kendi kendine oyun oynayabileceği malzemeleri olmalı
2- sizinle beraber oynayabileceği malzeme ve oyuncakları olmalı
3- Yaşına ve yeteneğine göre yapacağı egzersizleri tespit edip ona göre çalışmalar yapmalısınız.
4- Köpeğinizin sağlığıyla ilgili periyodik bakımlarını ihmal etmemelisiniz. (Bu konuda Veteriner hekiminiz sizi yönlendirecektir.)
5- Ailece yapacağınız gezilere köpeğinizi de dahil ederseniz köpeğinizin daha sosyal ve zeki olmasını sağlarsınız.
6- Köpek eğitiminin yaşı ve yeri yoktur. Köpeğinizin fiziki kabiliyeti ve algılama yeteneğini iyi gözlemlemeniz yeterlidir. Bazı ağır ve sistemli eğitimleri ancak 1 yaşından sonra verebilirsiniz.Temel kural şudur: köpek eve geldikten sonra eğitim başlar.

Köpeğinizi yetiştirirken daima kararlı ve otoriter davranmalısınız. Hiçbir konuda taviz vermemelisiniz. Kızmanız gerektiğinde mutlaka kızdığınızı belli etmelisiniz. Övmeniz gerektiğinde de anında övmelisiniz. Ödül ve ceza sistemi daima uygulanmalıdır. Köpek yetiştirirken gayemiz sağlıklı ve eğitimli bir köpekle beraber yaşamaktır. köpeğinizi eve götürmeden önce mutlaka veterinerinize gösterin.

Köpeğinizi aldınız ve artık bir yavru köpek sahibisiniz. bundan sonra hayatınızda artık küçük bir canlı var. Bilmeniz gereken çok şey var. Köpeğinizle birlikte geçirdiğiniz zaman içinde inanın çok ilginç olaylara tanık olacak ve kafanızdaki bir çok sıkıntıdan kısa bir süre de olsa uzak kalmanın keyfine varacaksınız. Köpek almakla ne kadar iyi bir şey yaptığınızı çevrenize söyleyeceksiniz. Ancak bu mutluluklar bahçeli bir evde yaşanıyorsa çok daha keyifli olacaktır. Şehir hayatının insanlar üzerindeki bir çok etkisini azaltan tek şey iyi eğitilmiş bir köpektir.



KÖPEĞİNİZİN EĞİTİMİNE ÖNEM VERİN

Köpeğinizin ve sizin ortak yaşamınızı her iki taraf için de kolay kılması bakımından "Eğitim şarttır". Doğada vahşi ortamda yaşayan canlılar bile yaşamak için ve sürü uyumu için mutlaka anne ve babasından alabileceği bütün eğitimleri almak zorundadır. Bu eğitimi alamayan yavrular ise yaşına dahi giremeden bir başka canlıya yem olur veya bir felakete maruz kalır. Evinize getirdiğiniz yavru köpek te ileriki yaşamını kolaylaştıracak eğitimini sizden alacaktır. Eğitim almamış her canlı, yaşamındaki zorluklar karşısında geri adım atar ve karşılaştığı zorluklar karşısında başarılı olamaz. Köpek eğer eğitimsiz ise sahibine ve çevresine mutluluk vermez. Ancak eğitimli bir köpek çevresinden övgü toplar o güne kadar hiç bir köpekle yakınlaşmamış bir kişi bile artık köpeğe sempati ile bakacaktır ve ön yargılardan arınacaktır.

Köpek yetiştirmenin altın kurallarını iyi etüt etmek ve anlamak köpeğinizi yetiştirmenizde size çok kolaylık sağlar, köpeğinizi iyi gözlemlemeli ve ona göre davranmalısınız. Köpek denen canlı son derece iyi bir gözlemcidir, sizi bütün gün izler ve ona göre davranır. Köpek eğitmek veya köpek beslemek diye bir şey yoktur aslında," KÖPEK YETİŞTİRMEK" vardır! Yavru bir köpeği alırsınız ve ölene kadar onu yetiştirirsiniz, bu zaman zarfında beslersiniz, eğitirsiniz.

Köpeğiniz ile ilk komutları çalışmaya mutlaka sakin bir ortamda başlayın ve öğrenmeyi başardıktan sonra daha kalabalık ortamlarda çalışmaya devam edin. Çalışma sayıları ve tekrarlar çoğaldıkça öğrenme de hızlanır. Köpek yetiştirmek sanıldığı kadar basit değildir. Ancak bazı insanlar öğretme konusunda doğuştan yeteneklidir. Şöyle bir düşünün; mutlaka çevrenizde öğretme konusunda yetenekli bir tanıdığınız vardır. Hiç ilgilenmediğiniz bir konuyu size sohbet esnasında hissettirmeden öğretir. Sonradan siz bunun farkına varınca da hayretler içinde kalırsınız.

Her köpek sahibi eğitim konusunda başarılı olamaz. On köpek sahibi dener fakat üçü-dördü başarılı olur. Ekonomik nedenlerden dolayı da birçok insan köpeklerini profesyonelce eğittiremeyebilir. Bu nedenle piyasadaki kitap ve kitapçıklarda verilen bilgileri iyi değerlendirin. En azından köpeğinizi kendiniz eğitemeseniz bile doğru bir şekilde yetiştirmiş olursunuz.



KÖPEKLERİN FİZYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Köpeğin gözünde yer alan retinada, düşük ışığa duyarlı rod hücreleri yer alır. Bu yüzden karanlıkta insanlardan daha iyi görebilirler. Hareketli cisimleri çok uzak mesafelerden bile algılayabilirler. Ancak hareketsiz cisimleri algılamakta ve mesafe ayarı yapamakta zorlanırlar. Kısa burunlu ırklarda (Bul-dog ve Pug'lar) görüş alanları açısal olarak daha geniştir. Uzun burunlu ırklarda ise gözler genelde oval olarak biçimlendirilmiştir ve bu nedenle bu tür ırklara ait köpekler (av köpekleri vb.) özellikle uzak mesafeleri çok iyi görüler. Fakat ne yazık ki, bütün köpekler renk ayırımı yapamadıkları için hayatı siyah beyaz görürler.

Köpelerin kulakları ve burnu çok iyi gelişmiştir ve insanların duyamadığı yüksek frekanslı sesleri rahatlıkla duyabilirler. Sesleri insandan 4 katı daha uzak mesafeden algılayabilirler. Beyinlerindeki koku merkezinin ve burun yapılarının sayesinde koku alma yetenekleri insanlardan 40 kat daha fazla gelişmiştir. insanların burun alanı 3 cm² iken köpekte bu alan 130 cm² civarındadır. Köpeklerin burunları her daim ıslaktır. Bu ıslak yapıya gelen koku zerreleri burada ayrıştırılarak kokular algılanır. Köpekler burnundan soluyan hayvanlardır. Havayı burun yoluyla akciğerlere iletirler, bu sırada hava süzülür, ısıtılır, nemlendirilir ve oradan ciğerlere alınır. Köpekler insanlarda olduğu gibi, ısı düzenlemesi için terleme yapamazlar. Isı ayarını solunum sistemi sayesinde hızla soluyarak yaparlar. Tüyler, dışarıdan gelen ısının deri ile temasını önler. Tad alma yönünden acı ve tatlıyı çok iyi algılayan köpek, dokunma duyusu yönünden zayıftır. Ancak yumuşak ve sert şekilde dokunmaları farkeder ve ona göre davranır.

Vücudun her yerinde bulunan "Apocrine" bezlerinin salgıları bakteriler tarafından ayrıştırılarak köpeğe özgü bir koku meydana getirirler. Köpeğin patilerinde bulunan "Accrine" ter bezleri ise hayvanın pençelerinin kurumasını engellemek için basılan yeri nemlendiren bir su salgılar. Bu sistem sayesinde, hayvanın sürekli yere sürtünen patileri kurumaz.

Köpekler isteklerini kendilerine özgü vücut hareketleri ile dile getirirler. Bu nedenle, yüz ve hareketlerine bakarak ne anlatmak istediklerini anlamak mümkündür. Bunun için köpeklerin ses tonu, duruşları, kulakları, gözleri, dudakları, dili, kuyruğunun ve tüylerinin dik veya yatık oluşu dikkatle izlenmelidir.

Havlama her zaman kızgınlığa işaret değildir. Köpekler havlayarak çağırma ve oynamak istediğini anlatmak isteyebilirler. Oyuna çağırmada köpekler genellikle, ön ayaklarını yere koyarak, sevinçle mırıldanırlar ve zıplayıp oynarlar. Yüz kasları, insanlar kadar olmasa bile değişik mimikleri ifade edebilir ve farklı istekleri ifade edebilir. Dudaklar geriye çekilerek, dişlerin görünmesi sağlanabilir. Keyifli köpeklerde, gözler ışıl ışıldır, sinirli ve gergin değildir. Kızan köpeklerin, kulakları çok oynak ve sesin geldiği tarafa doğru kolaylıkla yönelir ve dil iyice arkaya çekilip sivri köpek dişleri açığa çıkar. Gözler dışarıya fırlar ve kızdığı şeyi bloke ederek denetimi altına almak ister.

Köpekler, kuyruklarını iletişim amacı için kullanırlar. Korkan köpekler, kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırırlar. Köpeklerde saldırgan kızgınlık ve korkulu kızgınlık olayı farklıdır. Korkulu kızgınlık durumunda köpek, sürekli hırlar, havlar, kulaklarını geri çeker, vücudu gerilir. Arka ayakları ile her an karşısındakine saldırmak ister bir pozisyonda durur. Saldırgan kızgınlık durumunda ise kuyruğunu kaldırır, kulaklarını diker ve dişlerini gösterir. Kızgınlık arttıkça vücudu alçalır ve kuyruğunu bacaklarının arasına alır.

Köpeklerin, kızgınlıklarının nedeni bilindiği zaman, dindirilmesi çok kolaydır. ısırma, kızgınlık, evden kaçma, havlama, gelişigüzel yere pisleme gibi davranışlar dikkatle izlenerek, bu davranışların nedenlerini anlamaya çalışmak gerekir.



KÖPEK EĞİTİMİ VE ÖDÜLLENDİRME

Köpeklerle iyi ilişki kurabilmek için daima nazik ve dürüst davranılmalıdır. Köpek eğitiminin esası ödüllendirme dayalı olmalıdır. Yapılan her olumlu davranıştan hemen sonra mutlaka ödüllendirilmelidir. Köpeklerin eğiliminde cezanın yeri hemen hemen hiç yoktur. Fakat aşırı hoş görülü davranmak köpeğin dominant hale gelmesine sebebiyet verebilir. Bundan kaçınmak için sevgi dolu ancak dengeli ve tutarlı bir ilişki oldukça önemlidir.

Ceza, istenilmeyen hareketlerin durdurulmasına yönelik olmalı ve hareketten hemen sonra verilmelidir. Gecikmiş cezalandırma yapılmamalıdır. Anneler genellikle eniklerini boynundan yakalayıp, havaya kaldırarak cezalandırdıklarından, ceza gerektiği durumlarda annenin yavruya yaptığı gibi, boyun sıkılarak cezalandırılabilir. Köpek 12-14 haftalık olduğu zaman ayakları üzerinde yürüme ve bundan sonra oturma, yatma, bekle ve gel komutları öğretilebilir. Daima aynı ve güven verici bir ses tonuyla hitap edilmeli ve köpeği tahrik edici aşırı ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Gelişi güzel şakalaşarak alay edilmemeli ve kucağa alınırken önce okşayarak, güven verilmelidir.

Köpeklere bir şey öğretilirken, sesler el ve kol işaretleri ile desteklenmelidir. Gel komutundan sonra, geri dönülerek hareket edilmesi gerekir. Eğitim için İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde, özel köpek kursları vardır. istenen amaç doğrultusunda, köpek eğitimi profesyonel olarak yapılır. Bu ülkelerde, daha önce eğitimden geçmiş, yaşlı köpekler de, bilgi ve görgülerini tazelemek amacı ile zaman zaman yeniden kurslara alınır.

Yavruların sağı solu karıştırarak, ayakkabıyı veya çorabı çekme gibi oyun oynamalarına izin vermemek gerekir. Çünkü daha sonra huysuz bir köpek olabilirler. Bazı enikler kucağa alındığında, heyecandan kendilerini kontrol edemeyerek işerler. Bu durumda kesinlikle ceza verilmemelidir.

Mama yiyen yavruların engellenmesi veya mamalarının elinden alınması onları saldırganlığa iter. Bu nedenle dikkat edilmelidir.



KÖPEKLERDE BESLENME

Sağlıklı bir büyüme ve gelişme için diğer canlılar gibi köpekler de yeterli ve dengeli bir beslenmeya ihtiyaç duyarlar. Köpekler carnivor (et yiyiciler) sınıfına dahil olmalarına rağmen insanların yediği bir çok yiyeceği yiyebilirler.

Özel bir görevi olmayan ve gün boyu çalışmayan yetişkin ev köpeklerine günde 1-2 öğün yemek verilir. Akşam geç saatlerde yemek verilmemelidir, çünkü yemekten birkaç saat sonra dışkı ihtiyacı olur.

Çok genç ve büyümekte olan köpeklere, günde 4-5 kez mama verilir, fakat sütten tamamen kesildikten sonra 3-4 öğüne düşürülebilir. Laktasyondaki köpekler ve çalışan köpekler, normal yetişkin bir köpeğe göre, iki kat daha fazla besin ihtiyacı duyarlar. Beslenmede, hayvanın yiyeceği sevip sevmediği ve sahibinin ekonomik durumu gözönüne alınmalıdır.

Köpekleri ödüllendirmek için; peksimet, bisküvi ve kuru üzüm verilebilir. Fakat hak etmediği halde gelişi güzel yiyecek vermemeye dikkat edilmelidir. Bu köpeği oborlaştırır ve ödül olgusunun inandırıcılığını zedeler. Yemek kaplarının plastik vb. çiğnenmeye, parçalanmaya müsait malzemelerden ziyade, paslanmaz çelik vb. malzemelerden olması daha iyidir.

Kuşbaşı şeklinde verilen etler salyayı uyararak, sindirime yardımcı oldukları gibi, köpek dişleri içinde egzersiz niteliğindedir. Etin fazla pişirilmesi, proteinleri parçalar, bu nedenle etler az pişirilmeli ve gençlere kıyma, erişkinlere de kuşbaşı şeklinde verilmelidir.

Verilen yiyecekler, ne çok soğuk ne de çok sıcak olmalıdır. Ani olarak verilen soğuk yiyecekler, mide yangısına (gastritis) ve sindirim bozukluklarına neden olur. Sıcak yemekler, köpeğin iştahını keserler. Pişmemiş yumurta akını sindiremezler bu nedenle yumurtayı pişirerek vermek yahut yalnızca sarısını vermek gerekir. Köpek dişleri ve çene kasları için kemikler önemlidir. Çiğ veya az pişmiş et, köpek besinlerinin temelini oluşturur. Beslemede, karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminler, mineral maddeler, selülozlu maddeler ve su yeterli ve dengeli bir şekilde sağlanmalıdır.

Bitkisel besinler, protein, mineral madde ve özellikle vitamin B ihtiyaçlarının karşılanmasında aynı zamanda da rasyonda yağ, kalsiyum ve fosforun emilme ve değerlendirilmesinde önemli rol oynarlar. Bu nedenle mutlaka bitkisel besinler verilmelidir. Yaş sebzeler, özellikle kapalı yerlerde büyütülen köpekler için çok önemlidir. Hareketsizlik sonucu oluşan mide bağırsak bozuklukları önlenmiş olur.

Uygun bir rasyon; et, sebze, meyve ve hububat ile kurulabilir. Pişmiş, Rendelenmiş yeşil sebze, pirinç ve rendelenmiş et buna iyi bir örnektir. Rasyonda 1/4 pirinç, 1/2 et, 1/4 sebze olması uygun bir orantıdır. Ancak genelde, etli yiyecekler rasyonun 1/3'ünü kapsarlar. Sebze, etle çok iyi karıştırılarak, suda pişmiş veya çiğ olarak verilmelidir. Havuç, yeşil fasulye, pırasa, marul, pirince karıştırılarak verilir. Sebze ve pirinç suyu bağırsaklar için iyi gelir. Haşlanmış patatesin enerji değeri çok yüksektir. Şeker ve vitamin için, muz, armut, portakal, elma gibi meyveler verilebilir.

Hazır olarak satılan mamaların vitamin ve mineral madde katkıları dengelidir. Ancak gebelik, hastalık, emzirme ve yavru dönemlerinde bunlara ilave katkılar yapılmalıdır. Evde, et artıkları, karaciğer, yumurta ve çeşitli sofra artığından yapılan yiyecekler, vitamin A, D ve kemik unu ile desteklenmelidir. Yemekten sonra, su içmesine bakarak normalde bir köpeğin ne kadar su içebileceği belirlenebilir.

Hayvanın günlük besin ihtiyacı, yavru, erişkin, gebe ve hasta olması durumlarında, değişme gösterir.

Yavrular 5-6 hafta süreyle meme emerler. Bu süre içerisinde vitamin ve mineral madde yönünden dengeli mamalar, iyice kıyılmış taze et, çeşitli konserveler verilebilir. Yavrularda süt kesimi yavaş yavaş yapılmalıdır. Aniden sütten kesme, raşitizm ve mide bağırsak bozukluklarına neden olur. Enikleri 6 haftalık oluncaya kadar annelerinden ayırmamak gerekir. Annesi olmayan yavrulara, 2-3 saatte bir, içebildikleri kadar süt verilmelidir. Bu durumda ağız sütünün yerini karşılamak için mamalar içerisine, mutlaka vitamin ve mineral karışımları katılarak, her iki saatte bir 30ºC sıcaklıkta yavrulara verilmelidir. Mama için hayvan zorlanmamalıdır, ciğerlerine süt kaçırılabilir.

6. haftadan sonra, anne sütünün dışında takviye besinler kullanılmalıdır. 8. haftaya kadar günde 4 öğün yemek, 9. haftadan 5 aylığa kadar günde üç öğün yemek, 5 aylıktan bir yaşına kadar günde 2 öğün yemek vermek uygun olur. Bundan sonra ise duruma göre günde iki öğün ya da bir öğün yiyecek verilebilir.

8 hafta oluncaya kadar sabahları; 250 gr süt, çalkalanmış bir yumurta, 5 kahve kaşığı pudra şekeri verilebilir. Öğle yemeği et, ekmek, sebze şeklinde tertiplenir. 5 aylıktan 1 yaşına kadar olan dönemde kas ve kemik dokusu şekillendiği için, et çok önem taşır. Diş çıkartma dönemlerinde, yavaş yavaş sert yiyecekler verilmelidir.

Ergin köpek, ırkına göre 1-1.5 yaşını doldurmuşsa, gelişmesini tamamlamıştır. Rasyonun 1/3'ü et, 1/3'ü tahıl ve sebze karışımı, 1/3'ü de sudan ibaret olmalıdır. Günde bir defa yemek vermek yeterli olur. Yemeklerin hafif kuru olması gerekir. Çok sulu ve bulamaç şeklindeki yemeklerin sindirimi güçtür.

Gebe köpeklerde yavru gelişimi son üç hafta içerisinde olur. Süt oluşumu ve yavru gelişimi için bu dönemde normal köpeklere göre iki kat daha fazla besin maddesine gereksinim duyarlar. Gebeliğin 6. haftasından itibaren her hafta verilen besin maddesi miktarı % 10 oranında arttırılmalıdır.

Hasta köpeğe bir şey yedirmek çok güçtür. Mamaların ısıtılması, kokuyu arttırdığı için iştahı açabilir. Mamaya tavuk suyu, et suyu çiğ veya pişmiş karaciğer ilavesi lezzetini artırır. Köpeğin iştahının kapalı olduğu durumlarda, sinir sistemini uyarıcı stricnin, vitamin B kompleksi ve hormon (kortikosteroid) iştah açıcı olarak verilebilir.

Bazı köpekler sulu bazıları da hafif rutubetli mamaları tercih ederler. Birçok hastalık durumlarında, farkı besin maddesine ihtiyaç duyulur, bu durumda bir veteriner hekim kontrolunda rasyon hazırlanmalıdır.



KÖPEKLER NASIL KUDUZ OLUR ?

Kuduz, bir kere ortaya çıktıktan sonra çaresi olmayan, ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın etkeni bir virüstür. Köpeklerde ve tüm sıcakkanlı hayvanlarda görülebiliyor. Hastalık, yüksek ateş, ağızdan salya akması, anormal saldırışlar, ısırma gibi belirtilerle kendini gösterir.

Virüsü kapan bir köpek, en fazla 5-6 gün sonra felç oluyor. Felç devresinde besin maddeleri alamazlar, hatta su bile içemezler. Gözler şaşı bakar, ses kısılır ve havlamalar uluma şekline dönüşür.

Erkeklerde cinsel organ sürekli ereksiyon halinde olur ve sık sık gelen nöbetlerden sonra hayvan 2-3 gün içinde hayatını kaybeder.



KÖPEKLERDE SAĞLIK SORUNLARI

insanlar gibi köpekler de yaşamak için uygun koşullar bulunmadığında hastalanırlar. Köpeğin sağlıklı olup olmadığı, gözleme ile rahatlıkla anlaşılabilir. Sağlıklı bir köpek hareketli ve canlıdır. Her şeyi kurcalar, koklar, ilgi bekler, gözleri oldukça parlaktır, hareketleri arasında bir uyum ve denge mevcuttur. Fazla kilolu değildir. Sağlıksız köpekler ise durgunlaşır, iştahında artma ya da azalma şeklinde düzensizlik oluşur.

Köpeklerin renginde değişme, solma, kusma, ishal, solunum sorunu, öksürme, kanama, kaşınma, işitme güçlüğü, kulakların düşmesi, gözlerde akıntı ve şişkinlik, topallık, deride kızarıklık, tüy dökülmesi, kabızlık, altına kaçırma gibi sorunlar varsa, mutlaka bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.

Köpekleri özellikle etkileyen 4 önemli bulaşıcı hastalık vardır. Bunlar; distemper, bulaşıcı köpek hepatiti, parvovirus ve leptospirosis'dir. Bu hastalıklara ve kuduz hastalığına karşı gerekli aşılamalar mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca yuvarlak kurtlar, halkalı kurtlar, bit, pire ve kene'ye karşı da düzenli olarak ilaçlar verilmelidir. Köpeklerle birlikte insana geçen ve bazen oldukça tehlikeli olan hastalıklar vardır. Bunların başlıcaları; kuduz, halkalı kurt, yuvarlak kurt ve pireler. Kurtlar, insanlara geçerek kist oluşturabilirler. Köpek ısırması durumunda derhal kuduz aşısı yaptırmak gerekir.



KÖPEK CİNSELLİĞİ, GEBELİK VE DOĞUM HAKKINDA

  • Çiftleştirmeden Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler - >
  • Köpeklerde Kızışma ve Çiftleşme Hakkında ->
  • Köpeklerde En Uygun Çiftleştirme Zamanı ->
  • Köpeklerde Ortalama Gebelik Süresi ->
  • Dişi Köpeklerde Kürtaj ->
  • Gebelik Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler ->
  • Doğum Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler ->
  • Yeni Doğan Yavruların Bakımı ->
  • Köpeklerde Doğum Kontrolü ->
  • Erkek Köpeklerin Kısırlaştırılması Hakkında ->
  • Dişi Köpeklerin Kısırlaştırılması Hakkında ->
  • Dişi Köpeklerde Gebelik Tanısı ->
  • Dişi Köpeklerde Yalancı Gebelik ->

ÇİFTLEŞTİRMEDEN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Unutmayın ki, köpeklerde bir doğumda ortalama yavru sayısı 3-14 arasındadır. Bu nedenle köpeğinizin fazla sayıda yavru doğurabileceğini düşünmeli ve yaşam ortamının buna uygun olup olmadığını göz önünde bulundurmalısınız. Fazla sayıda yavrunun bakımının çok fazla zaman alacağını unutmayın. Eğer anne yavruları ile ilgilenmezse(ki bu ihtimal dahilindedir!) tüm yavruların bakımının size kalabileceğini (mamalarını vermek, cış ve kakalarını yaptırmak,ısınma sorununu çözmek vb.) bilmelisiniz. Zorlu doğum ve benzerleri gibi anneyi ve yavruları etkileyebilecek bazı doğum problemleri ile karşılaşabileceğinizi göz önünde bulundurmalısınız. Çiftleşme ile bulaşabilecek bazı hastalıkların olduğunu da aklınızda tutmalısınız.

Yavruları sahiplendirmenin büyük bir sorun olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın. Yavruları sahiplendirene kadar onların bakımı için yapacağınız harcamalarıda göz önünde bulundurmalısınız.

Köpeğinizi çiftleştirmeye karar verdiyseniz nelere dikkat etmelisiniz?

Her şeyden önce veteriner hekiminizle görüşerek köpeğinizin doğumuna engel bir şey olup olmadığını öğrenin ve genel bir kontrolden geçirtin. Köpeğinizle çiftleştirmeyi düşündüğünüz erkek köpeğin sağlık durumunu,mizacını ve genetik bir probleminin olup olmadığını öğrenin. Erkek köpeğin boyutlarının kendi köpeğinizin boyutlarına uygun olmasına özen gösterin. çiftleştirmenin nerede yapılacağına karar verin. Genelde dişinin daha rahat ve huzurlu olabilmesi kendi mekanında olması uygundur. Erkek köpek sahibi ile görüşerek yavruların ne şekilde paylaşılacağını kararlaştırın. Bu daha sonra yaşanabilecek tatsız durumların önüne geçecektir. çiftleştirme sırasında, köpeğiniz erkek köpeğe izin vermeyebilir veya erkek köpek çiftleşmek istemeyebilir. Bu durumda veteriner hekiminizden ne yapabileceğiniz konusunda yardım alınız. Sakın ve sakın çiftleştirme sırasında her iki köpeği de aşırı zorlamayınız. İstenmeyen durumlar yaşayabilirsiniz.



KÖPEKLERDE KIZIŞMA VE ÇİFTLEŞME HAKKINDA

Bir buçuk yaşındaki bir erkek köpek ilk çiftleşme için uygun bir yaşa gelmiş sayılır. Bu yaşta erkek köpeğin yapısı tam olarak gelişmiştir. Dişiler için uterusun gerekli büyüklüğe ulaşacağı ikinci ya da üçüncü kızışma dönemimine kadar beklenmesi tavsiye edilir.

Dişiler yaklaşık her altı ayda bir kızışma dönemine girerler, ancak kent köpekleri için bu dönem beş aya kadar inebilir. Cinsel dürtü daima erkek köpekte görülür ve dişinin kızışma dönemlerinde bıraktığı kokulu bir salgıyla harekete geçer. Verimli bir çiftleşme sağlamak için en uygun zaman ikinci haftanın sonuna doğrudur. Bu sırada dişi köpek kendisine yaklaşan erkek köpeğe uygun karşılık verir, çünkü bu sırada ovülasyon tamamlanmış olur. Emin olmak için çiftleşmeyi aradan yirmi dört ile kırk sekiz saat geçtikten sonra tekrarlamak gerekir.

Testislerde ve overde üretilen cinsellik hormonları farklı cinsiyetten köpeklerin birbirini cezbetmesine neden olur. Fertilite (üreyebilme) yaş ilerledikçe azalır, önce dişide sonra erkekte kaybolur.

çiftleşmeyi köpek yavrularının baharda doğmalarını sağlayacak şekilde düzenlemek daha iyi olur. Bu durumda gelişme ve sağlıklı bir büyüme için uygun hava koşullarından yararlanmak mümkün olur. Güneşli günler, gerekli yürüyüşler ve erken eğitim için daha uygundur.



KÖPEKLERDE EN UYGUN ÇİFTLEŞTİRME ZAMANI

Köpeklerde ovulasyon (yumurtlama) zamanı farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle fertil (döl alınabilir) bir çiftleştirme için en uygun zaman ovulasyon sonrası 2-6. Günlerdir. Ancak spermler dişi üreme organında uzun süre canlı kalabildiği için daha önceki çiftleşmelerden de yavru alınabilmektedir.

Başarılı bir çiftleştirmede çeşitli faktörler önemlidir:

Çiftleştirilecek köpeklerin yaşları, erkek köpeğin kullanılma sıklığı (iki-üç haftada bir dişi) ve gebelikler arasındaki süre göz önünde tutulmalıdır. Doğal koşullarda erkek ve dişi yan yana bırakıldığında nadiren sorun ortaya çıkar.

En uygun çiftleşme zamanını belirlemede bazı testler kullanılabilir. Vaginal sitoloji, vaginoskopi, hormon düzeylerinin ölçümü. Ülkemizdede rutin uygulamaya girmiş bu testler hayvan severler yararlanabilir. Veteriner Hekiminize başvurarak detaylı bilgiyi edinebilirsiniz.

Dişi köpeğin davranışları da uygun zamanın belirlenmesinde önemli bir kriterdir. Ovulasyon (yumurtlama) çoğunlukla kızgınlığın üçüncü gününde şekillenmektedir. Buradan yola çıkarak dişinin erkekle ilk ilgilenmesinden üç-beş gün sonrası çiftleştirme için uygundur. Detaylı bilgiyi ve kesin zamanın belirlenmesi tekniklerini Veteriner Hekiminizden öğrenebilirsiniz.



KÖPEKLERDE ORTALAMA GEBELİK SÜRESİ

Gebelik süresi ortalama 54-72 gündür. Çeşitli köpek ırkları ve gebelik süreleri aşağıdaki gibidir.

Bokser 56-71 (63) gün

Doberman 58-71(62) gün

Danua 59-69(62) gün

Terrier 55-72(62) gün

Collie 56-72(62) gün

Cocker spaniel 56-69(62) gün

Kangal 65-69(67) gün



DİŞİ KÖPEKLERDE KÜRTAJ

Çiftleşmeyi önlemenin en kesin yolu bütün kızışma dönemi boyunca köpekleri birbirinden ayrı tutmaktır. Erkek köpeği cezbetmemesi, en azından daha az çekici olması için dişi köpeğin dış jenital organlarına uygulanan uzaklaştırıcılar piyasada bulunabilir. Ne var ki bu ürünler her zaman etkili olmaz. özel külotlar hem sızıntıyı hem de cinsel birleşmeyi önler.

İstenmeyen bir çiftleşmenin üçüncü günü ile onuncu günü arasında veteriner döllenmiş yumurtanın ayrılmasını hızlandıran hormonlar vererek gebeliği sonlandırabilir. Dişi köpeği kısırlaştırmakta mümkündür. Bu da günümüzde veteriner eliyle yapılan çok yaygın bir uygulamadır. Kürtaj için köpeğe genel anestezi yapmak gerekir. Bu durumda dişi köpek hayatının sonuna kadar kısır kalır.

Gebelik süresi altmış ile altmış beş gün kadar sürer. Gebeler en az dört ile altı, cinsin özelliğine bağlı olarak en çok on iki adet yavru doğururlar.



GEBELİK SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Gebelik sırasında en önemli konu beslenmedir. Bu dönemde annenin ihtiyaçları çok fazla artacağından dolayı ona verilecek gıdanın özenle seçilmesi ve hekiminiz gerekli görürse vitamin, mineral takviyesi yapılması gerekir. Bu konuda en büyük yardımcınız veteriner hekiminiz olacaktır. Kilo almasına engel olun. Bazı köpeklerde hamilelik sırasında huy ve karakterinde değişiklikler olabileceğinden bu tür durumlara karşı hazırlıklı olun ve gerektiğinde veteriner hekiminizden yardım almakta tereddüt etmeyin.

Hamilelik sırasında aşırı egzersizlerden (uzun yürüyüşler, atlama, koşturma gibi) kaçınmalı ancak tamamen haraketsizde bırakmamalısınız. Hamileliğin seyri sırasında (30- 45- 55. günlerde)veteriner hekiminize götürerek hamilelik sürecinin normal olup olmadığını teyit ettirin. Ultrason bakısı ile yavruların sağlıklı gelişip gelişmediğini ve sayısını öğrenebilirsiniz. Bunun için çiftleşmenin üzerinden en az 27 gün geçmelidir. Hamilelik sırasında eğer zorunlu bir neden yoksa röntgen ışınlarına maruz bırakmayın. Eğer kullanmak zorunluysa bu, yavrular 50 günlük olduktan sonra olabilir.

Köpeğinizin doğum yapacağı yeri önceden belirleyerek oraya alışmasını sağlayınız. Aksi taktirde bir çok örnekte olduğu gibi yerini o seçer ve bu yerde genellikle sizin yatağınız olur. Köpeğinize hamilelik sırasında çok daha fazla ilgi ve alaka gösterin. Eğer yavru sayısını öğrenebildiyseniz şimdiden onlara bir yuva aramaya başlayın. İnanın asla erken sayılmaz.

Doğumun yaklaştığını nasıl anlayabilirim?

Doğumun son günlerinde memeler artık iyice büyümüştür ve hafifce dokunduğunuzda uclarından sütün sızdığını görebilirsiniz. çok çabuk yorulur. Karnı iyice gerilmiş ve yavru sayısına bağlı olarak oldukça büyümüştür. Vulva dışarıya doğru büyümüştür ve sürekli yalanma isteği vardır. Doğum için sürekli yer arama eğilimindedir. Huzursuzdur ve devamlı eşelenme halindedir. Doğum iyice yaklaştığında sancılı hali çok belirginleşir. Doğuma 1 veya 2 saat kala vulvadan bir miktar sıvı akar. Bu doğumun başlayacağının en önemli belirtisidir.



DOĞUM SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Dişinin huzursuzluğu, iştah kaybı, vücut ısısının 37 derece santigrat dereceye düşmesi ve göğüslerinden sarımsı bir sıvının sızması doğum anının yaklaştığını gösteren belirtilerdir. Gebe köpek genellikle çevrede ne bulursa kullanarak kendisine bir çeşit yatak hazırlar. Ona yavrularını içine koyabileceği bir sepet ya da bir kutu sağlayarak yardımcı olunabilir. Ancak en doğrusu köpeğin kendi istediği gibi bir yatak hazırlamasına izin vermektir. önemli olan, yerlerin kirlenmesini önlemek için hayvanın doğum yapacağı yere uygun bir anda gazete kağıtları ve temiz havlular sermektir. Doğum anı yaklaştığında köpeğin yakınında olmakta fayda vardır.

Doğum anında köpek sancıların etkisiyle inler. Kasılmalar güçlenirken köpek bir yanına yatar ve vücudunu büker. Sonunda fetüsü dışarı bırakır. Normal doğumlarda (genellikle doğumlar normal olur) köpek yavruların içinde olduğu zarı kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların burun deliklerindeki sümüğü temizler ve hem temizlemek hem de canlandırmak için onları diliyle yalar. Eğer bütün bunları kısa bir süre içinde yapmazsa, keseyi açmak, yavrularım ağızlarını ve burunlarını temizlemek ve nefes almalarını sağlamak size düşer.

Yetişkin köpeklerin ağırlığı oldukça farklıdır (bir oyuncak poodle’ın ağırlığı 1.5 kg, Bir Great Dane’inki ise 70 kg. kadardır). Farklı ırkların yeni doğmuş yavrularının ağırlıklarındaki fark ise önemsizdir.

Yavrular bir kaç dakika ile bir saat arasında değişen düzensiz aralıklarla gelirler. Acemi bir köpek bakıcısı gecikme nedeniyle endişeye kapılabilir. Köpeğin doğurma çabalarının boşa çıktığı açıkça anlaşılmadığı sürece telaşa gerek yoktur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında veterinere başvurulmalıdır. Bu durum özellikle küçük gövdeli köpek cinslerinde son derece ender görülür. Doğum süresi sekiz saat, hatta daha da fazla sürebilir. Doğumdan sonra dişi köpeğin karnını doyurması normaldir.

Doğum bitti, şimdi ne yapacağım?

Doğum bittikten sonra ilk iş annenin temizliğini yaparak yavrularla ilgilenmesini sağlamaktır. Normalde doğum yapan köpekler yavrularıyla aşırı ilgilidirler. Bazı acemi anneler yavrularından uzaklaşabilir veya üstüne basmak yada ısırmak gibi yavruya zarar verecek kasıtlı davranışlarda bulunabilir. Böyle bir duruma hazırlıklı olup anneye engel olmalı gerekirse yavruları uzaklaştırmalısınız. Eğer yavru sayısı çok fazla ise hepsinin birden anne tarafından beslenmesi çok zor olacaktır. Bu nedenle yavruların bir kısmını da siz biberonla besleyerek anneye yardımcı olmalısınız. Aksi takdirde beslenemeyerek zayıf kalan yavruları anne içgüdüsel olarak iyice kendinden uzaklaştıracaktır.

Annenin memelerini sık sık yavrulara zarar vermeyecek bir antiseptik ile temizleyin ve kontrol edin. çünkü yavruların tırnakları çıkmaya başladıktan sonra memeler ve civarı tahriş olmaya başlayacaktır. Bu durumda da anne canı yanacağından yavrularını emzirmek istemeyecektir. Bunu önlemenin en iyi yolu memeleri biokadin (1/3 oranında sulandırarak) ile temizlemek ve bepanthol losyon vb. bir yumuşatıcı ve doku besleyici kullanmaktır.

Annenin beslenmesi normal beslenme dönemine göre çok daha zengin olmak zorundadır. Bunun için veteriner hekiminize danışarak bilgi alınız. Hekiminiz köpenizin durumuna ve yavru sayısına göre karar vererek onun için en uygun beslenme şeklini belirleyecektir. Eğer anne doğumdan sonra yerinden kalkmakta zorlanıyor veya hiç kalkamıyorsa, halsizlik ve bitkinlik artarak devam ediyorsa hiç zaman yitirmeden veteriner hekiminizi arayın. Bu durum çok ciddi sonuçlar doğurabilir hatta anneyi kaybedebilirsiniz. Doğum bittikten sonrada anneden bir müddet daha akıntıların olması normaldir. Ancak bu süre çok uzarsa (20-30 gün) veteriner hekiminizle görüşmeyi ihmal etmeyin.



YENİ DOĞAN YAVRULARIN BAKIMI

Doğumu izleyen ilk yirmi dört saat içinde köpek yavrularını sık sık yoklayın. üşümediklerinden emin olun. Oda sıcaklığı 28 santigrat dereceden az olmamalıdır. Her bir bebeğin beslendiğinden emin olun ve fiziksel bir sakatlığının olup olmadığını anlamak için her birini dikkatle inceleyin. İlk on gün içinde size düşen görev dikkatli bir gözlemci olmaktır. Dişi köpekler genellikle iyi annedir.

Köpek yavrularının gözleri ve kulakları ilk hafta içinde kapalıdır, ancak dokunma duyuları çok keskindir. Bir kaç günlük yavru köpek, ana köpek ayağa kalkar kalkmaz içgüdüsel olarak onun memesinden süt emmeye başlar ve daha iyi bir yer kapmak için diğer yavrularla mücadele eder. Motor gelişme üçüncü haftada başlar, gözler ve kulaklar açılır ve yavrular yürümeye başlarlar. İnsanın yakınlığından zevk almayı hemen öğrenirler, sese karşılık verir, havlar ve öteki yavrularla oynaşırlar.

Yavru iki haftalık olduğunda dişleri çıkmaya başlar ve ana köpek onları yavaş yavaş sütten keser. Onları bir ay kadar zaman zaman emzirmeye devam eder, ancak sütü giderek azalır. üç hafta dolduğunda yavrulara yemek kabını öğretmek gerekir. Yavrular bir ay kadar günde üç kez kaptan beslenmeli ve sekizinci haftada yeni evlerine taşınmaya hazır olmalıdırlar.



KÖPEKLERDE DOĞUM KONTROLÜ

Köpekler genellikle ev ya da bahçe içerisinde beslendiklerinden kızgınlık sırasındaki davranışları sorun olabilmektedir. Bu ve benzeri nedenlerle gebe kalması istenmezken bunun aksine bazı nadir ırkların üretilmesi için siklusun uyarılması veya kontrolü de istenebilmektedir. Gerek erkek gerekse dişilerde cerrahi girişimle hayvanlar ömür boyu steril bırakılabilir. Buna karşılık modern tıp çeşitli hormon preparatları ile kızgınlığın geçici veya devamlı olarak ertelenmesini mümkün kılmaktadır. Bu şekilde istenmeyen gebelikler engellenir, yalancı gebeliklerden korunulur ve istendiği zaman tekrar yavru alınabilir.

Ancak uzun süre hormon kullanımının da bazı yan etkileri olabileceği unutulmamalıdır. Kızgınlığı erteleme işlemleri anöstrus döneminde veya önceki kızgınlıktan en az iki ay sonra yapılmalıdır. Kızgınlığı baskılama (başlayan kızgınlığın baskılanması) için pratik olarak kanamanın ilk üç gününde enjeksiyon yapılmış olmalıdır. Gebeliğin sonlandırılması içinde çeşitli hormonlardan yaralanılmaktadır. Veteriner Hekiminizden detaylı bilgiyi edinebilirsiniz.



ERKEK KÖPEKLERİN KISIRLAŞTIRILMASI HAKKINDA

Erkek Köpeklerin Kısırlaştırılması (Castration)

Operasyonun Yapılış Amacı

Kısırlaştırma operasyonu erkek köpeklerde genellikle sürekli çiftleşme isteğinin önlenmesi amacıyla yapılır. Buna bağlı olarak kavgacı ve hırçın mizaçlı köpeklerin sakinleşmesi dolaylı olarak sağlanmış olur. Ayrıca testis tümörlerinde, travmalara bağlı testis yaralanmalarında, dermatit ve egzama gibi kaşıntı ile seyreden hastalıklarda sürekli yalama sonucu oluşan lokal tahrişlerde kısırlaştırma bir tedavi şekli olarak tercih edilmektedir.

Operasyon Öncesi Dikkat edilmesi Gerekenler

Köpeğinizin kısırlaştırılmasına hekiminiz ile karar verdiğinizde köpeğinizin operasyon öncesi genel sağlık kontrollerini ( genel kan sayımı, böbrek ve karaciğer tetkikleri, röntgen ) yaptırmanız gerekir Eğer operasyon tedavi amacıyla yapılıyorsa (dermatit, yaralanma v.s.) hekiminizin önceden vermiş olduğu ilaçların operasyon gününe kadar düzenli alınmasını sağlamanız gerekmektedir. Anestezik madde alacak olan köpeğinizin daha rahat bir operasyon geçirmesini sağlamak amacıyla köpeğinize operasyondan 12-24 saat önce yemek ve su vermeyi kesmelisiniz .

Operasyon Tekniği

Kısırlaştırma operasyonlarında uygulanan farklı yöntemlerin içinde en fazla uygulananı ; Scrotum olarak adlandırılan testis kılıfı her iki testisin orta birleşim çizgisinin penise yakın kısmından bistüri ile açılıp ve bu açılan bölgeden sıra ile testisler çıkarılarak alındığı yöntemdir. Deri dikişi uygulanarak açılan operasyon hattı kapatılır.

Operasyon Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Operasyondan sonra uygun görülen antibiyotik hekimin önerdiği süre ve dozda uygulanmalı , köpeğin yarayı yalayarak tahrişini ve dikişlere zarar vermesini önlemek amacı ile mutlaka yakalık takılmalıdır.Tam iyileşme yaklaşık 8-10 gün içerisinde tamamlanır ve dikişler alınır. Normal şartlarda köpeğiniz operasyondan 12 – 24 saat sonra yemek yemeye başlayacak ve rutin yaşamına dönecekdir.

Operasyonlar Sonrası Oluşabilecek Komplikasyonlar

Kastrasyon operasyonu sonrasında komplikasyon riski yok denecek kadar azdır. Genel olarak sterilizasyona dikkat edildiği sürece yaşanılabilecek olumsuzluklar minimal düzeydedir. Ancak hassas olan testis derisinde lokal olarak ödemleşmeler olabilir. Bu dönemde bölgede olası bir ödeme bağlı şişkinlik, kızarıklık, iltihap vb. bir durum söz konusu olursa vakit geçirmeden hekiminize danışmalısınız. Operasyon sonrasında değişen hormon metabolizmasına bağlı olarak kilo almaya eğilim söz konusu olabileceğinden beslenmenin yeniden düzenlenmesi gerekebilir.





DİŞİ KÖPEKLERİN KISIRLAŞTIRILMASI HAKKINDA

Dişi Köpeklerin Kısırlaştırılması

Operasyonun Yapılış Amacı

Dişi köpeklerde kısırlaştırma, yumurtalıklar ile birlikte uterusun (rahim) operatif olarak alınmasıdır. Kısırlaştırma operasyonu dişi köpeklerde genellikle, çiftleşme isteğini ve hamile kalmayı önlemek amacıyla yapılır. Ayrıca ovaryum kistleri, metritis ve pyometra gibi hastalıkların varlığı durumunda tedavi amacıyla da yapılmaktadır. Dişi köpeklerde ovaryumlarda şekillenebilecek kistik oluşumlar ve buna bağlı olarak hormonal metabolizmanın bozulması nedeniyle şekillenen meme tümörlerinin oluşumunu önleyebilmek için, özellikle ileri yaşlardaki köpeklerde koruyucu amaçla uygulanmaktadır.

Operasyon Öncesi Dikkat edilmesi Gerekenler

Köpeğinizin kısırlaştırılmasına hekiminiz ile karar verdiğinizde köpeğinizin operasyon için genel sağlık kontrollerini yaptırmanız gerekebilir. Bunun için gerekli görüldüğünde röntgen, kan tahlili veya ultrason gibi uygulamalar yapılabilir. Eğer köpeğinizin herhangi bir ilaç allerjisi varsa bunu hekiminize mutlaka belirtiniz. Eğer operasyon tedavi amacıyla yapılıyorsa (rahim iltihabı v.s.) hekiminizin önceden vermiş olduğu ilaçların operasyon gününe kadar düzenli alınmasını sağlamalısınız. Özellikle kızgınlık döneminde damarlar aşırı genişlediği ve kanla dolduğu için bu dönemde mümkünse operasyon tercih edilmemelidir. Köpeğinize operasyondan önceki 12-24 saat içinde yiyecek vermeyiniz. Bu anestezik madde alacak olan köpeğinizin daha rahat bir operasyon geçirmesini sağlayacaktır.

Operasyon Tekniği

Operasyon için sakinleştirici uygulanan köpeğin hazırlık odasında sterilizasyon işlemleri yapılır. Bu amaçla öncelikle karın bölgesindeki kıllar traş edilerek uzaklaştırılır, daha sonra lokal olarak antiseptik bir solüsyon ile bölgenin dezenfeksiyonu sağlanır. Bu işlemlerden sonra operasyon odasına alınan köpeğe hekimin tercih ettiği anestezi şekli uygulanır. Daha sonra bölge steril örtü ile sınırlanarak cerrahi müdahaleye hazır hale getirilir. Dişi köpeklerde en uygun operasyon bölgesi linea alba adı verilen orta karın çizgisidir. Bu hat damarlaşma açısından zayıf olduğundan ensizyon hattında kanama olasılığı çok düşüktür. Bu bölgeden açılan karın boşluğunda uterus, sağ ve sol ovaryum tespit edildikten sonra ligatürler konularak uterus (rahim) ve ovaryumlar (yumurtalıklar) kesilerek çıkarılır. Kaslara ve deriye dikiş uygulanarak açılan operasyon hattı kapatılır. Operasyon için uygulanan farklı yöntemlerin içinde en fazla uygulananı ve tercih edileni yukarda anlattığımız yöntemdir. Bu yöntem dışında hysterectomi denilen metod da uygulanmaktadır. Sadece uterusun alınmasıyla kısırlaştırma sağlanılan bu yöntem ile yumurtalıklardan bir veya ikisi bırakılır. Böylece dişi seksüel faliyetlerine devam edebilir. Ancak ileri dönemlerde yumurtalıklarda kist şekillenme olasılığı da yüksek olduğundan tercih edilen bir yöntem değildir.

Operasyon Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Operasyondan sonra yapılan antibiyotik uygulaması hekimin önerdiği süre ve dozda uygulanmalı, köpeğin yarayı yalayarak tahrişini ve dikişlere zarar vermesini önlemek amacı ile mutlaka yakalık takılmalıdır. Gerektiği durumlarda ağrı kesiciler kullanılabilir. Operasyon sonrasında çeşitli nedenlerle dikişlerin zarar görmesi olasılığı göz önünde bulundurulmalı ve risk oluşturabilecek atlama zıplama gibi ani hareketler engellenmelidir. Ayrıca çok fazla havlama özelliği olan köpekler bir kaç gün çevrelerini göremeyecekleri bir yerde tutulmalıdırlar. Tam iyileşme yaklaşık 10-12 gün içerisinde tamamlanır ve dikişler alınabilir. Bu dönemde bölgede olası bir ödeme bağlı şişkinlik, kızarıklık, iltihap vb. bir durum söz konusu olduğunda vakit geçirmeden hekiminize danışmalısınız.

Operasyonlar Sonrası Oluşabilecek Komplikasyonlar

Operasyon sırasında gerekli sterilizasyona, uygun malzeme kullanımına ve operasyon sonrasında düzenli antibiyotik uygulamasına dikkat edildiği sürece oluşabilecek komplikasyonlar yok denilecek kadar azdır. Ancak, operasyon sonrasında aşırı ve uygunsuz egzersizlerden kaçınılmalı ve dikişler korunmalıdır. Aksi halde eventrasyon (dikişlerin açılması ve iç organların dışarı çıkması) şekillenebilir. Operasyon bölgesindeki dikişleri köpeğin dişleri ile açma riski olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle operasyon sonrasında mutlaka ve mutlaka yakalık kullanılmalı ve hiç bir şekilde çıkarılmamalıdır. Operasyon sonrasında değişen hormon metabolizmasına bağlı olarak kilo almaya eğilim söz konusu olabileceğinden kısırlaştırılan köpeğin beslenmesinin yeniden düzenlenmesinde fayda vardır.



DİŞİ KÖPEKLERDE GEBELİK TANISI

Gebelik tanısı konusunda köpek sahibi olarak bizlerin farkedebileceği belirtiler şunlardır :

Karnın büyümesi ve iştahın artması.
Meme bezlerinin gelişimi ve süt salgılanması.
Davranış belirtileri (Sakinleşme veya hırçınlaşma vb.)

Köpeğiniz bu belirtileri gösteriyorsa, en kısa sürede Veteriner Hekiminize başvurun.


KLİNİK OLARAK GEBELİK TANISI

Karının (Abdomenin) Elle Muayenesi (Palpasyon) İle Gebelik Tanısı

Köpeklerde abdomenin(karının) dıştan palpasyonu(elle muayenesi) ile gebelik tanısı mümkündür. Ancak köpeğin büyüklüğü, beslenme durumu, palpasyona gösterdiği tepki, idrar kesesi ve barsakların dolu olması, muayenenin yapıldığı gebelik dönemi ve uterus’un(rahim) içindeki yavruların sayısı, muayeneyi yapan hekimin tecrübesi vb. faktörler de tanıyı etkileyebilmektedir. Bu nedenle abdominal palpasyon yapılacak köpeklerin aç getirilmesi gebelik bulgularının daha net hissedilmesini sağlayacaktır.

Ultrasonografi İle Gebelik Tanısı

Köpeklerde çiftleşme sonrası en erken 19-20. günde ultrasonografi ile gebelik tanısı yapılabilir. Gebelikle ilgili olarak ilk olumlu belirti iç çapı yaklaşık 10x20 mm kadar olan ard arda dizilmiş, yuvarlak, lumeni siyah ve duvarı koyu gri renkte olan veziküllerin varlığıdır. Köpeklerde 25. günden itibaren embriyo, siyah renkli vezikülün içerisinde grimsi beyaz renkte hareketli olarak izlenebilir. Gebeliğin 25 - 30. günlerinden sonra fötüs’lerin kalp atımları görülebilir. Otuzuncu günde fötal veziküller silindirik olup, iç çapı 20x40 mm kadardır. Aynı zamanda embriyoların oksipital eklemle birinci kuyruk omuru arası uzunluğu 20-25 mm dir. Otuzbeş - kırkıncı günden itibaren fötal iç organlar ayırt edilir ve kırkbeşinci günden sonra kemiklerde kalsifikasyon artması sebebiyle iskelet sistemi farkedilebilir.

Ultrasyon yöntemi güvenilir bir tanı yöntemi olmakla beraber, özellikle idrar kesesinin uterus veya fötal kese ile karıştırılmasından kaynaklı olarak yanlış gebelik tanısı konulabilmektedir. Gebeliğin 23. günden küçük olması, fötüslerin (gelişmiş embriyo şeklindeki doğmamış yavru) barsaklardaki içerik ya da gaz tarafından örtülmesi veya hayvanın fazla şişman ve yağlı olması gibi faktörler de ultrasonografik muayenede yanlış teşhislere neden olabilmektedir.

Röntgen ile Gebelik Tanısı

Evcil hayvanların çoğunda ve özellikle etcil olanlarında (karnivorlarda) gebelik tanısı amacıyla sıkça başvurulan bir yöntemdir. Ventro - dorsal veya lateral abdomen röntgen çekimlerinde uterusta (rahimde) meydana gelen değişiklikler ve fötal iskelet sistemi araştırılır. Köpeklerde gebeliğin 25. gününden itibaren yapılan çekimlerde uterus, lobuler (küre şeklinde) bir yapı halinde görülür. Ancak pyometra (Uterusun İltihaplanması) olgularında da lobuler bir görünüm alındığından bunu erken gebelik ile karıştırmamak gerekir. Ayrıca otuzbeşinci günden önce organogenezis (yavru ceninde organların oluşması) henüz devam ettiğinden bu dönemde alınan radyografilerin yavrulara zarar verebileceği unutulmamalıdır. Radyografi ile güvenilir teşhis köpeklerde 45. günden itibaren yavruların kafa kemikleri ve 49. günden sonra da tüm iskelet sisteminin görülmesiyle yapılabilir.



DİŞİ KÖPEKLERDE YALANCI GEBELİK

Doğal bir olgu olan yabancı gebelik gebe olmayan köpeklerde yavru özeni ve beslenmesine yönelik içgüdüsel davranışların hayvan gebe olmamasına rağmen şekillenmesidir. Başlıca belirtiler; iştah ve kilo artışı, karnın büyümesi, memelerin gelişmesi ve süt salgılanması. Gelişen memeler enfeksiyonlara karşı duyarlı hale gelecek, süt salgılanması ev içinde kirlenmelere neden olabilecektir. Bu ve benzeri nedenlerle yalancı gebeliklerin sonlandırılması istenebilir.

Bazı durumlarda ovarium ve rahim ameliyatla alınmış olmasına rağmen yalancı gebelikler görülebilir. Bu tip bir olguda overlerden bir parça kaldığı düşünülebilir. Sağaltım bir çok olguda gereksiz olup belirtiler bir süre sonra kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Ancak huysuzluk ve huzursuzluk hayvan sahibini aşırı rahatsız etmişse tedavi endike olur. Tedavi için Veteriner Hekiminize başvurunuz. Unutulmaması gereken bir iki nokta; memeler doldu diye sütün alınması süt üretimini arttıracaktır ve yalancı gebelik öncesi ve sırasında ovariohisteroctemi ' den kaçınılmalıdır.



Copyright © 2011 kopegimees.com
Anasayfa    Üye Ol    Üye Girişi    Üyelik Sözleşmesi    Detaylı Arama    İletişim    Hakkımızda    Site Haritası
dekopet
Köpek Kulübesi-1

Dış Mekan Köpek Kulübesi
(2-6 kg arası köpekler)
KDV Dahil 279,00 TL
Köpek Kulübesi-2

Dış Mekan Köpek Kulübesi
(7-16 kg arası köpekler)
KDV Dahil 569,00 TL
Köpek Kulübesi-3

Dış Mekan Köpek Kulübesi
(17-36 kg arası köpekler)
KDV Dahil 849,00 TL
Köpek Kulübesi-4

İç Mekan Köpek Kulübesi
(7-16 kg arası köpekler)
KDV Dahil 449,00 TL
Köpek Kulübesi-5

İç Mekan Köpek Kulübesi
(7-16 kg arası köpekler)
KDV Dahil 449,00 TL